Muğla Bodrum’da Şok Skandal: 4.3 Milyar TL’lik Hazine Arazisi 20 Bin TL Teminatla Tedbir Altına Alındı!
  • Süper Kulüp Tv
  • Haber
  • Muğla Bodrum’da Şok Skandal: 4.3 Milyar TL’lik Hazine Arazisi 20 Bin TL Teminatla Tedbir Altına Alındı!

Muğla Bodrum’da Şok Skandal: 4.3 Milyar TL’lik Hazine Arazisi 20 Bin TL Teminatla Tedbir Altına Alındı!

Türkiye’nin en gözde turizm merkezlerinden Muğla Bodrum Türkbükü’nde, Hazine arazisi (state-owned land) üzerine açılan bir dava, kamuoyunu ayağa kaldırdı! Bilirkişi tarafından 4.3 milyar TL değer biçilen 430 dönümlük dev arazi, inanılmaz bir şekilde yalnızca 20 bin TL teminatla mahkeme tarafından tedbir altına alındı (placed under injunction).

ABONE OL
Ağustos 27, 2025 14:18
Muğla Bodrum’da Şok Skandal: 4.3 Milyar TL’lik Hazine Arazisi 20 Bin TL Teminatla Tedbir Altına Alındı!
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Cumhuriyet yazarı Murat Ağırel’in ortaya çıkardığı bu skandal, Hazine mallarının korunması (protection of state assets) konusundaki soru işaretlerini yeniden gündeme getirdi. Peki, bu devasa arazi nasıl bu kadar düşük bir teminatla tartışmalı hale geldi? Yat limanı (yacht marina) ve golf oteli (golf hotel) projeleriyle anılan bu arazinin ardındaki sırlar neler? Gelin, bu çarpıcı olayın detaylarını adım adım inceleyelim!Hazine Arazisi Skandalı: 44 Yıl Sonra Yeniden Açılan DavaMuğla Bodrum Türkbükü’nde, 119 ada 21 parsel numaralı 430 dönümlük Kesire Burnu, 1978 yılında Hazine adına tescil edildi (registered to the Treasury). O dönemde, İbrahim İdris’in mirasçıları bu tescil kararına itiraz etmiş, ancak dava hem yerel mahkemede hem de Yargıtay’da reddedilmişti. Aradan geçen 44 yılın ardından, 2022’de, mirasçıların akrabaları olduğu belirtilen Metin Karakaya, Nazmi Yiğit, Ömer Baltacı ve Av. Nimet Çelen, Hazine’ye karşı “tapu iptali, tedbir ve tescil (title cancellation, injunction, and registration)” talebiyle yeni bir dava açtı. Mahkemeye sunulan dilekçede, arazinin mülkiyetinin tartışmalı olduğu iddia edilerek tedbir kararı (injunction) talep edildi. Bodrum Asliye Hukuk Mahkemesi, bu talebi kabul ederek, 4.3 milyar TL değerindeki arazinin üzerine sadece 20 bin TL teminatla tedbir koydu. Bilirkişi raporu, arazinin değerini 4 milyar 308 milyon TL olarak belirlerken, bu düşük teminat miktarı kamuoyunda büyük tepki çekti. Murat Ağırel, Cumhuriyet’teki köşesinde, “Milyarlık araziler kâğıt üzerinde hukuk oyunlarıyla el değiştiriyorken, halkın büyük bir bölümünün kiraz bile yiyemediği bir ülkede yaşıyoruz” diyerek bu çelişkiye dikkat çekti.

 

Sosyal medya (social media) platformlarında, özellikle X’te, olay geniş yankı uyandırdı. Bir kullanıcı, “4.3 milyar TL’lik araziye 20 bin TL teminat! Bu nasıl bir hukuk düzeni?” yorumunu yaparken, bir başkası, “Hazine arazileri (Treasury lands) böyle mi korunuyor? Kamu malı kime peşkeş çekiliyor?” sorusunu yöneltti. Bu skandal, yerel bir dava (local lawsuit) olarak başlayıp, ulusal çapta yaygınlaşarak (national attention) Türkiye’nin gündemine oturdu.Bakanlıkların Eksik Takibi: Hazine Malları Korumasız mı?Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ile Hazine ve Maliye Bakanlığı avukatı Mehmet Kaçmaz, davanın süre aşımı nedeniyle reddedilmesi gerektiğini savundu. Kaçmaz, 1978’de kesinleşen kadastro kararına dayalı olarak 2022’de dava açılamayacağını ve yasal sürenin dolduğunu belirtti. Ancak, mahkeme bu itirazı dikkate almadı ve dava kabul edilerek bilirkişi incelemesi yapıldı. Daha da çarpıcı olan, Murat Ağırel’in aktardığına göre, bilirkişi keşfi sırasında Hazine avukatlarının izinde olması nedeniyle dosyayı takip edememesi. Aynı şekilde, dava sürecinde de bakanlık avukatları (ministry lawyers) duruşmalara katılmadı. Bu durum, kamuoyunda “Hazine malı yeterince korunmuyor mu? (Are state assets adequately protected?)” sorusunu gündeme getirdi. Bodrum Kaymakamlığı’nın daha önce yaptığı bir duyuruda, Hazine arazilerinin usulsüz satış ve kiralama işlemleriyle üçüncü şahısların mağdur edildiği belirtilmiş, vatandaşların resmi tapu işlemleri dışında hareket etmemesi gerektiği vurgulanmıştı.

 

Bu olay, Hazine arazilerinin yönetimi (management of state lands) konusundaki zafiyetleri gözler önüne serdi. Milli Emlak Müdürlüğü, Hazine taşınmazlarının satışı, kiralanması ve yönetimi için sıkı prosedürler uygulasa da, bu tür davalar kamu mallarının korunmasında eksiklikler olduğunu gösteriyor. Emlakjet’in bir haberine göre, Hazine arazisi satın almak için resmi ihalelere katılmak ve Milli Emlak Müdürlüğü’ne dilekçe ile başvurmak gerekiyor. Ancak, bu olayda, düşük bir teminatla devasa bir arazinin tartışmalı hale gelmesi, prosedürlerin yeterliliğini sorgulatıyor.

 

Yat Limanı ve Golf Oteli Planları: Arazinin Geleceği Ne Olacak?Türkbükü’ndeki 430 dönümlük arazi, denize sıfır konumuyla Türkiye’nin en değerli bölgelerinden biri. İddialara göre, bu araziye yat limanı (yacht marina), marina, golf oteli (golf hotel) ve alışveriş merkezi (shopping mall) gibi lüks projeler yapılması planlanıyor. Murat Ağırel, bu projelerin hangi iş insanı (businessperson) veya siyasetçi yakınları (political affiliates) ile bağlantılı olacağının merak konusu olduğunu belirtti.

Emlak Konut’un Bodrum Türkbükü’nde gerçekleştirdiği diğer arsa satışları, bölgenin yatırım potansiyelini ortaya koyuyor. Örneğin, 2024’te Türkbükü’nde 5 parsel için yapılan değerleme, toplam 957 milyon 498 bin TL olarak belirlenmişti. Ancak, 4.3 milyar TL’lik bir arazinin 20 bin TL gibi sembolik bir teminatla tartışmalı hale gelmesi, kamu mallarının korunması (protection of public assets) konusundaki endişeleri artırıyor. Sosyal medyada bir kullanıcı, “Bodrum’un incisi Kesire Burnu, kime peşkeş çekiliyor?” diyerek bu şüpheyi dile getirdi.

Bu projeler, yerel ekonomiye (local economy) katkı sağlayabilir, ancak kamu mallarının usulsüz yollarla el değiştirmesi ihtimali, vatandaşların güvenini sarsıyor. Bodrum Belediyesi’nin borçları nedeniyle 2025’te 53 taşınmazını 281 milyon TL’ye satışa çıkarması, bölgedeki arazi hareketliliğini artırıyor. Ancak, Hazine arazilerinin bu tür davalarla tartışmalı hale gelmesi, ulusal çapta (nationwide) bir sorun olarak dikkat çekiyor.

 

Kamuoyu ve Gelecek: Hazine Malları Kime Emanet?Murat Ağırel’in kaleme aldığı yazıda, “Hukukun bu kadar pervasızca çiğnendiği bir dönemde, kamu mallarının bir avuç çıkar grubunun eline geçmesi kabul edilemez” ifadeleri, skandalın ciddiyetini ortaya koyuyor. Hazine arazilerinin korunması, sadece Bodrum’un değil, tüm Türkiye’nin meselesi. Milli Emlak Yönetmeliği’ne göre, Hazine taşınmazlarının satışı veya kiralanması için resmi ihale süreçleri gerekiyor. Ancak, bu olayda, 44 yıl önceki bir davanın yeniden açılması ve düşük teminatla arazinin tartışmalı hale gelmesi, hukuki süreçlerin yeterliliğini sorgulatıyor.

 

Sosyal medya (social media), bu skandalı tartışmaya devam ediyor. Bir X kullanıcısı, “Hazine arazileri, halkın malıdır. 20 bin TL teminatla 4.3 milyarlık araziye el koymak ne demek?” diyerek öfkesini ifade etti. Diğer bir kullanıcı ise, “Bodrum’un en değerli arazileri bir bir satılıyor. Yerel yönetimler ve devlet nerede?” sorusunu yöneltti. Bu tepkiler, yerel bir skandalın ulusal çapta yaygınlaşarak (national escalation) kamuoyunun gündemine oturduğunu gösteriyor.Siz Ne Düşünüyorsunuz? Hazine Malları Yeterince Korunuyor mu?Muğla Bodrum Türkbükü’ndeki bu skandal, Hazine arazilerinin yönetimi (management of Treasury lands) ve kamu mallarının korunması (protection of public assets) konularında ciddi soru işaretleri yaratıyor. 4.3 milyar TL’lik bir arazi, nasıl olur da 20 bin TL teminatla tartışmalı hale gelir? Yat limanı ve golf oteli projeleri, kimin çıkarına hizmet edecek? Sizce, Hazine malları yeterince korunuyor mu? Bu olay, yerel bir dava (local lawsuit) olmaktan çıkıp, ulusal bir mesele (national issue) haline geldi. Görüşlerinizi bizimle paylaşarak bu tartışmaya katılın! Hazine arazileri (Treasury lands) ve kamu malları (public assets) üzerine düşüncelerinizi merak ediyoruz!

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.


HIZLI YORUM YAP